Mars’ta Hayat Var mı Sorusu Cevap Bulmak Üzere
İnsanlığın en büyük özelliklerinden biri uygarlığın doğuşundan beri gökyüzüne bakmak ve yıldızları ve gezegenleri merak etmek olmuştur. Özellikle bu topraklarda olan uygarlıklarda bunun izlerini gerek Göbeklitepe’de gerek Sümerliler’den kalan yazıtlarda görebiliyoruz. Tabi bize en yakın iki gezegen Venüs ve Mars gökyüzündeki görülebilirlikleri nedeniyle bu ilginin odağı olmuştur. Özellikle son yıllarda, eskiden büyüklerimizin Merih gezegeni diye andığı kırmızı gezegen olan Mars’ın özellikle bir çekiciliği olmuştur. Birçok bilim adamı ve bilim kurgu yazarı “acaba Mars’ta hayat var mı?” sorusunu sormuş ve 19. Yüzyıldan beri bu soru sıklıkla irdelenmiştir. Peki gerçekten Mars’ta Hayat olabilir mi? Yakın zamanda gündeme gelen yeni bulgular bize bu soruya biraz daha yaklaşma imkânı tanıyor ama yine de kesin yanıtı vermekten henüz uzağız.
Öncelikle, bizi heyecanlandıran gelişmenin ne olduğuna birlikte bakalım. Perseverance gezgini, Mars’ın Jezero Krateri’nde önemli bir kayaya rastladı: “Cheyava Falls” adı verilen bu kayada, açıkça tanımlanamayan “leopar-benzeri lekeler” görüldü. Bu lekeler için demir oksit açısından zengin bir ortamda oluşmuş olduğu ve diğer yandan organik materyal izleri de içeriyor durumda olduğu düşünülüyor. Örneğin, bu bulgu sıvı su varlığını işaret edebiliyor; ayrıca bu kayanın çamur türevli sedimanter yolla oluşmuş olduğu varsayılıyor. Bilim insanı Oleg Abramov’un sözleriyle: “Bu şimdiye kadarki en iyi mikro-yaşam bulgusu olma potansiyeline sahip.” Her ne kadar bu kesin bir yaşam kanıtı olmasa bile gene de Mars gezegeninde hayat olabileceğinin en önemli işaretlerinden biri sayılıyor.
Bu tür bir bulgu, daha önce Mars’tan gelen meteorite dayanan “ALH84001” vakasında yaşananlarla kıyaslandığında daha sağlam görünüyor. 1996’da bu meteoritte yaşam benzeri izler bulunduğu iddia edilmişti ama daha sonra birçok araştırmacı bunu inorganik süreçlere bağladı. Şimdiki bulgularda ise önemli bir fark var. Jezero’da bulunan kaya doğrudan Mars yüzeyinde, bir rover tarafından saptandı ve numunelere dönüşmesi için mühürlendi. Gerçekten de Perseverance, bu kaya parçasını dünyaya geri getirilmek üzere mühürledi ve muhafaza altına aldı. Bu da demek oluyor ki; laboratuvar koşullarında detaylı analiz yapmak için umut verici bir hazırlık var.
Öte yandan, bu işaretlerin yaşam olup olmadığı konusunda hâlâ belirsizlik hâkim. Örneğin, Mars atmosferinde tespit edilen metan, biyolojik kaynaklı olabileceği gibi jeolojik süreçlerden de kaynaklanıyor olabilir. Bir gazın varlığı dikkat çekici ama tek başına yaşamın kanıtı olduğu anlamına gelmiyor. Dolayısıyla Mars’ta hayat var mı sorusu bugün hâlâ “olabilir mi?” düzeyinde duruyor ancak gittikçe bulunan yeni veriler ve bulgular Mars gezegeninde hayat olabileceğine işaret ediyor. Hatta bazı bilim adamları daha ileriye giderek milyonlarca yıl önce Mars’ta daha aktif bir yaşam olduğunu ancak atmosferik değişimlerle şu an çok az bir mikrobik yaşam kaldığını savunuyorlar.
Dünya’ya Yaşam Marstan mı Geldi?
Bu noktada, bir mühendis ve bilim insanı olarak beni asıl heyecanlandıran şey, sadece bulgu değil, yöntemler ve gelecek vizyonuyla ilgili. Çünkü bilim böyle dev adımlar atıyor: Sadece “bakalım ne buluyoruz” değil, “bulduğumuz şeyi nasıl emin şekilde yorumlarız?” sorusu da bir o kadar önemli. Gelecek yıllarda, Mars’tan getirilecek numunelerle çalışmaların doğrulama gücü artacak. Ve hatta belki de Mars’ın bir zamanlar mikrobiyal yaşama ev sahipliği yaptığına dair kesinleşmiş bir fikre ulaşacağız. Bunun tespit edilebilmesi sayesinde Güneş Sistemimizin hayat oluşumuna nasıl yer verdiği ve hayatın oluşumu için geçerli şartların ne olduğuna dair bilgilere ulaşmak mümkün olacak. Kimi bilim adamlarının savunduğu “abiogenesis” (organik olmayan maddelerden yüksek ısı ve basınç ve belirli koşullar altında yaşamın kendiliğinden oluşması) yaşam oluşumunu belki de bu şekilde kanıtlamak mümkün olabilir. Ancak tabii ki bu bir teori ve daha çok çalışma yapılması gerekiyor. Bir diğer teori olan “panspermia” ise yaşamın yıldızlarda oluşup güneş rüzgarları ve kozmik ışınlarla ve asteroitlerle başka yıldızlara ve gezegenlere taşınarak yaşamın tohumlarının atılması ise Mars ile alakalı başka bir yaklaşım. Kimi bilim adamı hayatın Mars’ta başladığı ve dünyaya panspermia ile gediğini ve yaşamın daha sonra gezegenimizin bol doğal imkanları ile çok hücreli ve gelişmiş yaşamlara yol açtığını savunanlar var.
Yine de şu gerçek değişmez: Mars’ta bu tür bulguların artması, sadece gezegen hakkında değil, yaşamın evrenselliği konusunda da ufkumuzu genişletiyor. Biz insanlar, Dünya’ya özgü bir yaşam modeliyle düşünmeye eğilimliyiz. Ama Mars bize şunu hatırlatıyor: Yaşam belki de çok daha esnek, farklı ve bizden bağımsız biçimlerde evrimleşmiş olabilir. Eğer gerçekten Mars’ta bir gün “evet, yaşam vardı/var” diyebilirsek, bu yalnızca o gezegenin hikâyesi değil, bizim hikâyemizin de yeniden yazılması anlamına gelir.
Bir profesör olarak öğrencilerime sürekli söylediğim gibi: Bilim sorularla yaşar, kesinlerle değil. Bu bağlamda Mars’taki bu potansiyel yaşam imgesi bulgusu, cevaptan öteye bir anlam taşımakta. Ve aynı zamanda bizi “bir sonraki adım ne?” sorusuyla buluşturuyor. Gelecek Mars görevleri, yalnızca bir gezegene ayak basmaktan öte bir anlam taşıyor olacak. Sınırları zorlama, alışkanlıklarımızı sorgulama ve “evrende yalnız mıyız?” sorusunu yeniden düşünme fırsatı. Bu yazıda bahsettiğim gelişmeler ışığında, birkaç son düşünceyle noktalamak isterim: Birincisi, Mars’ta yaşam olduğunu kesin olarak söylemek için henüz erken; ancak işaretlerin güçlendiği açık. İkincisi, bu süreçte bilimsel sabır, metodik disiplin ve eleştirel yaklaşım şart. Üçüncüsü, Mars olayı sadece uzakta bir bulgu değil; bize, Dünya’yı ve içindeki yaşamı da daha dikkatli anlamamız için bir ayna tutuyor. Yaşamın dengeleri, çevresel koşulları, bilinmeyeni keşfetme arzusu. Hepsi bir arada.
Son olarak, meraklı okurlarıma şunu söylemek isterim: İçinizdeki merakı sessizce uyandırın. Gece gökyüzüne baktığınızda Mars henüz yalnızca kırmızı bir nokta değil; belki orada yaşamaya çalışmış, yaşamış ya da hâlâ yaşamaya devam ediyor olabilecek bir dünya. Şu an için kesin bilmesek de bu soru “Mars’ta hayat var mı?” belki de en iyi sorulardan biri. Bu sorunun cevabı sadece Mars’ta hayatı açıklamakla kalmayacak, bir yandan belki gezegenimizde de hayatın nasıl oluştuğunu açıklamaya yardımcı olacak. Sonuç her ne çıkarsa çıksın bu sorunun peşinde olmak, bilim için olduğu kadar insanlık için de anlamlıdır ve bazen gidilen yol varılan duraktan daha önemlidir.
Add Comment